Elveda..
Ürkek Bakışlarına sakladığın huzursuzluğu farketmediğimi sanıyorsan, yanılıyorsun sevgili. Eğreti duruyosun kalbimde birazdan kaçıp gidecekmişsin gibi… Her sözün ‘Hadi Git’ diye yanıtlamamı bekler gibi sorgu dolu. Gitmek istiyorsun fakat ayrılığın adını senin koymuş olmandan dolayı doğacak yüreğindeki vicdani ağrıları çekmemek için bana ‘Ayrılalım’ dedirtmekse niyetin, söylüyorum rahatlayasın sevgili; ‘Ayrılalım, olmuyor, yürümüyor. Artık özgürsün gökyüzünün en derin mavilerine uç hadi nefesin yettiğince…’ Bu, benim beynime, kalbime ait olmayan sözleri bir kitaptan ilk defa okuyormuşcasına bana ait olmayan bir sesle, bir film oyuncusunun repliğini tekrarlaması gibi öylesine sıraladım işte sana…
Yaşlı gözlerle bakma gözlerime ağlamana dayanamadığımı çok iyi biliyorsun, sen giderken son defa birbirimize sarılıp ağlayarak ayrılalım istemiyorum. Sen gittikten sonra kim durduracak gözyaşlarımı söylermisin bu kahrolası yalnızlık girdabında?…
Tek kelime etme, ne olur! Acele et, toparlan ve sessizce git. Ben burada kıpırtısız durarak, yıkılmaya yüz tutmuş ihtişamımla gidişini seyredeceğim…
…
Toparlandın demek, artık gitmeye hazırsın! Bir veda sahnesi çekmeyeceğiz ikimizin filminde. Hatta senin repliklerinde bitti, gözlerinle bir hoşçakal demen yeter sevgili. Anla beni sesinde gizli hüzünbaz namelerin beni ağlatmasından korkuyorum. İçimde biriktirdiğim korkular öyle çoğaldı ki başka korku istemiyorum…
Sana son sözümü söyleyeceğim ve sen bir daha asla girmeyeceğin o kapıdan çıkıp gideceksin. Sen sonsuzluğa ‘Merhaba’ derken ben ‘Elveda’ diyeceğim…
Elveda Dünya Gözüm, Senin İçin Karanlığıda Seveceğim…
ßu gün ßunalımım tuttu…